Covid-19 pandemisinden bu yana Japon anime müzikleri, özellikle Z kuşağı arasında küresel bir fenomene dönüştü. Spotify’da dinlenme rekorları kıran parçalar, konser salonlarını dolduran kalabalıklar ve sosyal medya üzerinden yayılan çalma listeleriyle “anisong”lar artık sadece ekranın değil, müzik dünyasının da merkezinde yer alıyor.
Geçtiğimiz günlerde Londra’daki O2 Arena’da sahne alan J-pop yıldızı Ado, yüzünü göstermeden, sadece siluet hâlinde sahneye çıkarak Spy x Family adlı anime dizisinden seslendirdiği “Kura Kura” şarkısıyla 20.000 kişilik salonu coşturdu. 60’lar tarzı pop’tan caz riff’lerine ve rock operaya uzanan parçalar, anime müziğinin çeşitliliğini ve duygusal yoğunluğunu yansıtıyor.
Anime müziği neden bu kadar popüler oldu?
Japon animasyonu (anime), 20. yüzyılın başlarına dayanan köklü bir geçmişe sahip. Korsan destanlarından bilimkurgu savaşlarına, büyücülükten spor temalı hikâyelere kadar her türde anlatıya sahip olan bu evren, müziğiyle de en az görsel dili kadar yaratıcı.
Anime müzikleri – yani “anisong”lar – farklı tür ve tempolarda olabiliyor. Ancak ortak noktaları; sahneleri dramatize etmeleri ve karakterlerle izleyici arasında duygusal bir bağ kurmaları. One Piece, Demon Slayer, Attack on Titan, Naruto gibi kült serilerin müzikleri, bu bağın en güçlü örneklerinden bazıları.
Spotify’ın verilerine göre 2021–2024 arasında anime müziği dinlenmeleri %395 oranında arttı. Platformda şu anda 7,2 milyondan fazla kullanıcı tarafından oluşturulmuş anime çalma listesi bulunuyor. Ayrıca anime müziği tüketiminin yaklaşık %70’ini 29 yaş altı kullanıcılar oluşturuyor.

“Z kuşağı bu kültürün kalbinde”
Spotify Küresel Editöryal Direktörü Sulinna Ong, “Anime müziği küresel bir kültürel güce dönüştü ve Z kuşağı bu hareketin merkezinde yer alıyor,” diyor. “Bu müzikler, genç dinleyicilere sadece farklı müzik türlerini değil, farklı kültürleri de keşfetme fırsatı sunuyor.”
Eski anime müzikleri de yeniden keşfediliyor. Örneğin One Piece’in efsanevi açılış şarkısı “We Are!” (Hiroshi Kitadani), yeni kuşaklar tarafından yeniden popüler hâle geldi. Demon Slayer’ın açılış parçası “Gurenge” (LiSA) ise TikTok videolarından Tokyo 2020 Olimpiyatları kapanış törenine kadar her yerde yankılandı.
Pandeminin etkisi: Kaçış ve duygusal bağ
Uzmanlara göre pandemide evlere kapanan gençler, zamanlarını anime izleyerek geçirdi ve bu da anime kültürünü küresel bir fenomene dönüştürdü. Anime, bu dönemde “Covid’e en dayanıklı popüler eğlence türü” olarak tanımlandı. Fantastik hikâyeler, derin duygular ve kaçış teması, anime müziklerinin etkisini artırdı.
Anime müziği, aynı zamanda yeni J-pop ve J-rock yıldızlarının doğuşuna da vesile oldu:
- Yoasobi – Oshi no Ko animesinden “Idol” ile Billboard Global listesinde 1 numaraya çıktı.
- Creepy Nuts – Mashle: Magic And Muscles animesinin introsu “Bling-Bang-Bang-Born” ile viral oldu.
- Radwimps – Your Name, Weathering With You, Suzume gibi Shinkai filmlerinin unutulmaz müziklerini yaptı.
- Ado – One Piece Film Red’deki “New Genesis” ile küresel çıkışını yakaladı.
TikTok ve YouTube’un rolü
Anime & Chill adlı etkinlik topluluğunun kurucusu Eneni Bambara-Abban, “TikTok ve YouTube sayesinde anime müzikleri ikinci bir hayat buluyor,” diyor. “Bir şarkı viral oluyor, remix’leniyor ve bir anda niş bir dizinin temasından küresel bir marşa dönüşüyor.”
“Gençler sadece dinlemiyor, şarkıların sözlerini ezbere biliyor, nakaratlarda hep bir ağızdan bağırıyorlar. Bu müzikler sadece arka plan değil; hikâyenin kalbi.”
Anime müziği sahneye taşınıyor
Anime müziği artık sadece kulaklıkta değil, sahnede de yaşıyor. Studio Ghibli’nin müziklerini besteleyen efsanevi Joe Hisaishi‘den günümüz yıldızları Ado ve Yoasobi’ye kadar birçok sanatçı uluslararası turnelere çıkıyor. Bunun yanı sıra dünyanın dört bir yanında anime temalı konserler, DJ etkinlikleri ve kulüp geceleri düzenleniyor.
Örneklerden biri, besteci Kensuke Ushio’nun The Colours Within filmi için yaptığı çalışmada görülebilir. Filmdeki kurgu müzik grubunun sahne provalarına gerçekçilik katmak için Japonya’daki kilise salonlarında ortam sesi kaydetmişti. Anime müziğine gösterilen bu detaylı yaklaşım, türün ulaştığı sanatsal seviyeyi gözler önüne seriyor.

“Çocukken başlarsınız ama büyüdüğünüzde de peşinizi bırakmaz”
Anime, Batılı müzisyenleri de etkilemiş durumda. Lil Uzi Vert, Megan Thee Stallion, Billie Eilish gibi sanatçılar şarkılarında anime referanslarına sıkça yer veriyor. İngiliz rapçi Shao Dow, “One Piece”in baş karakteri Luffy’den ilham aldığını ve onun inatla hayalini dile getirmesinin kendisini motive ettiğini söylüyor:
“İnsanlar gülerdi ama o kral olacağım derdi. Ben de hayallerimle dalga geçilse bile devam ettim.”
Belki de anime müziklerinin asıl gücü burada yatıyor: Bu müziklerle büyürsünüz, ama asla gerçekten geride bırakmazsınız.
