Bir dönem kesin gözüyle bakılan Avustralya’nın COP31 iklim zirvesine ev sahipliği yapma planı, Türkiye ile yaşanan anlaşmazlık nedeniyle tehlikeye girdi.
Brezilya’nın Belém kentinde bu hafta düzenlenen COP30 zirvesinde dünyanın dört bir yanından gelen temsilciler, yaklaşan iklim krizine karşı çözüm üretmeye çalışıyor. Ancak perde arkasında, gelecek yılki zirvenin nerede yapılacağına dair tartışmalar giderek büyüyor.
Avustralya ve Türkiye, COP31’in ev sahipliği için yarışıyor ve iki taraf da geri adım atmıyor. Zirvenin kapanışına kadar anlaşma sağlanamazsa, toplantının Almanya’nın Bonn kentinde yapılması gündemde; çünkü Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Sekretaryası’nın merkezi burada bulunuyor.
Pasifik Ortaklığıyla Güçlü Başlayan Adaylık
Avustralya, 2022’de Pasifik ülkeleriyle ortak ev sahipliği teklifini sunduğunda, bu girişim oldukça güçlü görünüyordu. Plan, 2025’te ormanlara odaklanacak Brezilya zirvesinin ardından, okyanuslar ve yükselen deniz seviyeleri temasını öne çıkaracaktı.
Pasifik adaları iklim değişikliğinden en fazla etkilenen bölgeler arasında yer alıyor. Bu nedenle Avustralya’nın Pasifik’le ortak hareket etmesi hem bölgesel dayanışmayı hem de uluslararası itibarını artıracaktı. Ayrıca Çin’in Pasifik üzerindeki artan etkisine karşı stratejik bir hamle olarak da görülüyordu.
Greenpeace Avustralya-Pasifik temsilcisi Shiva Gounden, “Zirvenin bu bölgeye yakın yapılması, en yüksek iklim hedeflerinin konuşulabileceği bir alan yaratır” diyerek sürecin önemini vurgulamıştı.
Ancak Denge Değişti
Bugün gelinen noktada, Avustralya’nın COP31’i Pasifik ile birlikte düzenleme planı ciddi şekilde sarsılmış durumda. Ülke uzun süredir uluslararası destek gördüğünü savunuyor olsa da, Türkiye’nin kararlı tutumu bu desteği gölgeliyor.
Bazı kaynaklar, ev sahipliğinin Ankara ile paylaşılması gibi formüllerin gündeme geldiğini belirtiyor. Ancak Türkiye’nin geri adım atmaya niyeti yok.
İklim savunucusu Gavan McFadzean, sürecin başında Avustralya tarafının fazla rahat davrandığını belirterek, “Avustralya-Pasifik ortak adaylığının kolayca kabul edileceği varsayıldı” ifadelerini kullandı.
Siyasi ve Diplomatik Sessizlik
Ne Avustralya Başbakanı Anthony Albanese ne de Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Belém’deki liderler toplantısına katıldı. Bu durum, Avustralya’nın sürece verdiği önemin sorgulanmasına yol açtı.
Pasifik ülkelerinden Palau’nun Devlet Başkanı Surangel Whipps Jr., geçen hafta yaptığı açıklamada “kritik bir dönemeçte olunduğunu” söyleyerek, Albanese’nin daha aktif bir rol üstlenmesinin Türkiye’yi ikna edebileceğini ifade etti.

Ev Sahipliğinin Bedeli
COP zirvesine ev sahipliği yapma fikri, Albanese hükümetinin seçim vaatleri arasındaydı. Ancak bu karar içeride tartışmalara yol açtı. Eleştirmenler, etkinliğin Avustralya’ya yaklaşık 1 milyar Avustralya dolarına (650 milyon ABD doları) mal olacağını öne sürerken, destekçiler zirvenin ülkeye getireceği turizm ve yatırım gelirine dikkat çekiyor.
Ancak kaybedilecek çok şey de var. Son yıllarda COP zirvelerine yönelik eleştiriler artmış durumda. Türkiye’nin kazanması hâlinde, Rusya ve Suudi Arabistan ile yakın ilişkilerinin iklim müzakerelerinde etkili olabileceği değerlendiriliyor. Bu nedenle Avustralya’nın kazanması, COP markasının itibarını tazeleme fırsatı olarak görülüyordu.
Avustralya’nın İklim İkilemi
Avustralya, dünyanın en büyük kömür ihracatçısı ve doğal gazda da önde gelen ülkelerinden biri. Kişi başına düşen sera gazı salımı da en yüksek ülkeler arasında.
Albanese hükümeti, 2035 yılına kadar emisyonları 2005 seviyesine göre %60 ila %72 azaltma sözü verdi. Ancak aynı dönemde ülkenin en büyük doğalgaz projelerinden biri olan North West Shelf’in süresi de uzatıldı.
İklim ve Enerji Bakanı Chris Bowen, Avustralya’nın COP’a ev sahipliği yapması için en güçlü savunuculardan biri. Buna karşın bazı kaynaklara göre Başbakan Albanese ve Dışişleri Bakanı Penny Wong’un bu konuda daha temkinli davrandığı belirtiliyor.
Sonuç olarak, hükümet içinde herkesin bu ev sahipliği yarışını kazanmayı istemediği konuşuluyor. Avustralya, COP31’i kazanamazsa belki de bazı çevreler için bu durum bir hayal kırıklığı değil, istenmeyen bir yükten kurtuluş anlamına gelebilir.























